beercholic

sıkı bir fenerbahçe, lakers ve west ham united taraftarı, iron maiden fanatiği, her türlü güzel müziği dinleyen, film ve diziyi izleyen bir blog yazarı, sıradan bir insan!
Dec 8 '11

FM 2012, West Ham United #3, “yıldızlar da kayar”

2 Eylül 2011 - 21 Ekim 2011

En son deplasmanda Doncaster’ı Piquionne’nin uzatma dakikalarında bulduğu golle 3-2 devirmiştik. Şimdi o Doncaster, 12 maçta topladığı 3 puanla ligin dibine demir atmış durumda. Puan vereni sopayla kovalıyorlar yani. Ben az kalsın kaybediyordum. Fikstür ve sonuçlar ile başlayalım: http://img403.imageshack.us/img403/6734/fixturey.png

İçeride Portsmouth ile kötü oynayıp 0-0 berabere kaldık. Belki de kötü bir dönemin başlangıcına giriyorduk, bilemiyorum. Zaten maçtan sonra da performanslarını beğenmediklerini söyledim oyuncularıma. Motive oldular ama nafile. Derby deplasmanında da soğuk terler döktük. Oyun içerisinde en çok değişikliğe gittiğim maçlardan biriydi. Sürekli taktik değiştirdim, maç içerisinde farklı farklı bağırışlar denedim. En sonunda süper yedeğimiz Piquionne çıkıp 86 ve 90+’da koydu yüreği ve 2-0 ile döndük.

Bu arada sakatlık laneti başladı. Önce George McCartney, sonra Guy Demel ve hatta Robert Green bile antrenmanda parmağından sakatlanarak maç kaçırdı. Oyun içi diğer konulardan bilgi vermek gerekirse, Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Atletico Madrid, Lazio ve Videoton’un olduğu gruba düştü. Hatta Atletico’yu deplasmanda 3-2 yendiler yamulmuyorsam. Trabzon da Şampiyonlar Ligi’nde Bayern Münih, Lyon ve Olympiakos’u çekti.

Lig Kupası’nda 3. Tur maçında Manchester City ile oynayacaktım. Maçtan önce ufak bir takım toplantısı gerçekleştirdim ve takımı kenetlemeye çalıştım ama “Beyler rakibimiz çok güçlü, ama biz de kolay lokma olmadığımızı göstereceğiz. Sahaya çıkıp elimizden ne geliyorsa yapacağız, sonuna kadar savaşacağız. Yenersek olaylar olaylar, yenilirsek de başımız dik!” minvalinde bir şeyler dedim ama oyuncularımın pek sikinde olmadı. Ha, ne oldu? Sonuna kadar savaştık, biraz defansif bir kadroyla çıktık ama öyle yalandan defans yapmadık. Harbi East London geçilmezi oynadık. 66’da geçtiler mk. O kadro yetmemiş hayvanlara, bir de Danny ve Srna’yı almışlar. Srna’yı severim, hakkında kötü şeyler söylemeyeceğim ama frikikten astı ibnenin evladı. Sonrasında defansif sistemimizden vazgeçtik tabii, son 10 dakika tek kale oynasak da nereye gol buluyorsun, City bu mk. 1-0 yenildik ama başımız dik!

Aslında alınan skorlar çok da kötü değil ama oynanan oyunda bir durağanlık var gibiydi. Fikstürümüz de çok yoğun, onun da etkisi olabilir. City mağlubiyetini unutup apar topar lige odaklanalım dedik ama kolay değil tabii. Beraberlikler takımı Cardiff ile evimizde oynadık ve bizle de berabere kaldılar, 1-1. 7 maçta 4 beraberlikleri vardı, son 3 maçları da berabereydi. Tomkins’in hatası sonucu Earnshaw soldan sürüp içeri kesti, Ilunga kendi kalesine attı. Kıçımızı kurtaran yine süper yedek Piquionne oldu 81’de.

Bir de transfer olayları var tabii. Nicky Maynard’ı hala çok istiyorum. En sonunda inceden bir teklif yapayım dedim. Çok fazla para istediler ve şimdilik askıya aldım transferi. Ama benim olacaksın Maynard! Antrenmanlarda oyuncuların “attacking” ve “ball control” özellikleri diğerlerine nazaran düşük. Tabii koçlarımız Okan Buruk, Abdullah Ercan olursa normal. Ben de Andrew Cole ile anlaşayım dedim, anlaştım da ama yönetim tarafından veto edildi. Neymiş, gerek yokmuş. Kovamadım da Apo ile Okan’ı. Onlarsız çok yalnız kalırım elin Londra’sında :(

8 maçlık yenilmezlik serimiz vardı ve önümüzdeki maç zorlu Blackpool deplasmanıydı. Maç öncesi teknik direktörleri Ian Holloway ile ufak bir sözlü atışma yaşadım ve ortam da gerginleşti. Bir de daha ilk 20 dakikada Faubert ile Taylor sakatlanınca işimiz çok zorlaştı ama Piquionne’in golüyle 1-0 öne geçtik. İşin garibi gayet de iyi oynuyorduk ve bir şutu da üst direkten döndü Piqu’nun. Ancak ikinci yarıya fırtına gibi başladılar ve 55’te durum 2-1 lehlerineydi. Maç da o skorla bitti ve Blackpool bizi altına alarak ikinciliğe yükseldi.

Sonraki fikstürümüz içeride Reading, dışarıda Leeds, içeride Ipswich. Zorlu bir fikstürdü ama 9 puan imkansız değildi. Öyle de oldu. Lansbury’nin ilk resmi golüyle 1-0 öne geçtikten sonra beraberliği yakalayan Reading’in de üstesinden süper yedek Piquionne geldi. Bu sefer ara pasında Cole topla buluştu ve 81’de 2-1 öne geçiren golümüzü attı. Leeds maçıysa ilk defa favori gösterilmediğimiz bir maçtı. Aynı zamanda çok önemli bir mesaj maçıydı. Leeds 9 maçtır kaybetmiyor, 6 beraberlikleri var. İnanılmaz oynadık! Kevin Nolan’ı ilk kez trequartista oynattım ve sezon başından beri almadığım verimi aldım. 2 gol, 2 asist! Asistleri de Tomkins’e, duran toptan. Nazar golü yedikten sonra son dakikada da Cole attı ve Elland Road’dan 5-1’lik zaferle döndük. Bütün lige mesaj iletildi. O hafta tam üç oyuncum haftanın takımına seçildi: http://img13.imageshack.us/img13/2026/tow.png

Yine ara haberler verelim. Faye ve Papa Bouba Diop İngiliz vatandaşlığı aldı. Faye ekstra olarak milli takımdan emekliye ayrıldı. Basın toplantısında Carew hakkında soru soruldu, “Artık Carew’in takıma bir fayda katacağına inanmıyorum.” dedim. Üzgünüm ama böyle Carew. Seni yedeklere alsam bile Piquionne ve Cole’a haksızlık olur. Öte yandan Nolan ve Tomkins’e ise özel olarak teşekkür ettim Leeds maçındaki oyunlarından dolayı. Leeds teknik direktörü Simon Grayson kovuldu benimle yaptıkları maçtan sonra. 

Ipswich ligin küme düşme hattında bulunan bir ekip ama bizim takım bu tip takımlara karşı anlamsız bir şekilde zorlanıyor kendi evinde. Yine öyle oldu. Faye’nin duran topta kafa golleriyle 2-0 öne geçtik ama devre bitmeden farkı bire indirdiler. İkinci yarıyı da diken üstünde oynasak bile 2-1 kazanmayı başardık. Lider Burnley de, bizim iki hafta önce yendiğimiz Reading’e deplasmanda 5-0 kaybedip, 12. haftada ilk mağlubiyetini alınca liderliğe yükseldik nihayet. Lig Tablosu: http://img13.imageshack.us/img13/6471/tableqs.png Birmingham’ın üç maçı eksik. Ligin en az gol yiyen takımıyız diyebilirim herhalde.

Bu da Burnley için Tayfur Baba’dan gelsin: http://fizy.com/#s/1aij1o

Tags: football manager 2012 West Ham United